SAVUNMA VARSA SONUÇ DA VAR – “TÜRKİYE – RUSYA (65-56)”
Bizim için esas turnuvanın başladığı maç oldu. 2009′un ilk beş maçındaki gibi yüksek savunma direnci ve sertliğinin galibiyet için anahtar olduğunu kanıtladı diyebiliriz. Oğuz dışında post up yapan uzunumuzun olmadığı ve rotasyonda arka planda kalması sebebiyle (Tanjeviç her zaman ince ve daha hareketli uzunlara öncelik vermiştir) dış adamların performansı önemliydi. Bunu sadece skor anlamında değerlendirmek sağlıklı olmaz uzunlara pozisyon hazırlama ve besleme açısındanda değerlendirmek gerekir.
Daha hava atışından oldukça sert ve ağır tempoda geçeceği belli olan maçta kontrolü ele alabilecek ufak seriler gerekliydi ve maçın kontrolü 2. periyodun başında Ersan’ın tipi ve Ender’in uzak mesafeden üçlüğüyle bize geçti. Pozisyonlarda şansımız olsa da maç boyu tüm şutların el üstü olduğu düşünüldüğünde maçın anahtar anları oldu. Ön iki dış adamımızın 3 lük dışına çıkıp tepeye açılarak yaptığı alan savunmasına geçen ekibimiz karşısında Ruslar’ın birebirleri denemeyip havuzdan yaralanamaması, artı ek olarak Ponkrachov’un ilk yarıdaki 4 top kaybı farkın çift hanelere çıkmasını sağladı. Rusların Holden’ı veya o tarz bir delici oyuncu aradığı çok aşikar Bykov dahil dış oyuncularının deliciliği olsa da bitiriciliği ve pasörlüğü zayıf olduğu için doğru açıları bulamadılar. Tabi bu noktada Ömer Onan ve Sinan Güler’i de es geçmemek lazım. Tüm bunların yanında her zaman ortalama sayılabilecek orta mesafe şutu olan rus uzunlarının eşleşme problemine karşı uzunlarımızın çabukluk ve atletiklik olarak verdiği cevap bir diğer anahtar nokta zira Portoriko karşısında 5 / 8 atan Mozgov bu maçta şut sokamadı. Oğuz’un ağır kalmasından dolayı erken faul problemine girmesi ( 9 dakika 2 faul) çabukluk ve atletiklik tezini doğrulamış oldu.
Bundan sonrası ne olur ? Öncelikle bu savunma direnci artarak devam etmeli sonrasında ise oyun kurucular artık topla gereğinden fazla oynamayı bırakmalı. Setde tempoyu hızlandırmak lazım çünkü buna uygun uzunlarımız var.
Hidayet için bir şeyler söylemek gerek. Oyuna ısınmak sadece skor yapmak demek değildir. Koçunda dediği gibi ”Şutun girmiyorsa sahada yapacak başka bir şeyin mutlaka vardır”. Ne zaman ki bu şekilde düşündü hem kendi performansı hem de takımın ki olumlu yönde arttı.
Son olarak kazanacağımız belli olduktan sonra bu kadar çabuk disiplinden kopan takım görmekten bıktık. Bu sadece Milli Takım’da değil kulüp takımlarında var ve bu yüzden Euro Ligde kaç defa ikili averaj yüzünden grup birinciliklerini kaçırdık. Ekol olmak böyle ince noktalarda kendini belli ediyor. Rusya maçı kaybedeceğini anladığı an en azından farkı korumaya ve azaltmaya oynadı. 14 sayıyla galip geldiğinde rakiplere vereceğin gözdağı başka tek hanelerde kazandığın zaman ki başkadır.


