Archive for the ‘Siyah-Beyaz Cümleler’ Category

IVERSON’DAN D-WILL’E GÜZEL BİR REFERANS

Allen Iverson Türkiye’de bulunduğu kısa süre içersindeki deneyimlerinden yola çıkarak Williams’a kulüp ve taraftarlar hakkındaki olumlu düşünceleri iletti.

“They would be shocked to see how fun it is playing over there,” Iverson said of his experience in Turkey. “The fans over there are the best [basketball] fans as far as their energy in the building, maybe even more because they keep going during the timeouts and halftime with the chants and everything. They are really into the game. When you have a home game there you know you are at home.”

Demecinden de görüldüğü üzere Avrupa ve NBA arasında farkların sadece saha içinde değil tribünde de görüldüğü, kuşkusuz ki gelmesi halinde göreceği atmosfer Williams içinde güzel bir tecrübe olucak.

ŞUBEYE DIŞARDAN BİR BAKIŞ

Bilindiği üzere ülkemizdeki basketbol gündemi de yurt dışındaki basketbol siteleri tarafından da dikkatle takip edilmekte işte Iverson ile beraber Beşiktaş basketbolunun son 3 – 4 yılındaki durumunu sportando sitesi de belirtmiş metnin orjinal içerğine dokunmadan buraya koyuyoruz

Will Besiktas pay Deron Williams?

Besiktas is the most fucked up team when it comes to this thing,” a Turkish player that requested anonymity told HoopsHype

Besiktas, the team that signed Allen Iverson last season and has now committed to give All-Star guard Deron Williams $5 million for a year in the event of a long lockout, is also one of the big-name European clubs with worse backgrounds in these matters. “Besiktas is the most fucked up team when it comes to this thing,” a Turkish player that requested anonymity told HoopsHype. “They are supposed to be one of the best teams in Turkey and the last few years even though they had the best players, they didn’t win because the players were mentally messed up (for not getting paid).” Deron Williams probably will not have to worry about getting paid in time if he finally joins Besiktas. It’s his future teammates that have to be concerned. “Deron is going to get all his money, no doubt about it. He’s going to get a great apartment, a luxury car with a driver and security officers,” the Turkish player said. “He’s going to come to practice all happy and the rest of the guys are going to be late on their payments three or four months. It’s going to be the same story all over again. “I’m sure Deron is going to get all the money, but the people that are going to pay the prize are the Turkish guys and second-rate foreign players. A lot of these guys have had to go to court or FIBA to get their money.”

2006 YAZI KÖTÜ BİR MİLAT

Aslında bir çok kimse o günlerden buraya gelineceğini pek tahmin etmiyordu, lakin görünen tablo iç açıcı değil. Tamam, iyi yabancı transferleri ve boşta kalan Can Akın gibi oyuncuları alarak yine en kötü  ilk 4-5 içinde dolaşırız ama rakiplerin yapılanmalarına baktığımızda makasın keskin bir şekilde açılabilmesi de kuvvetle muhtemel.

2006 yazında ne olmuştu önce buradan başlayalım. Bir önceki sezonun final oynayan takımında büyük değişiklikler olmasına rağmen yeni koç ve bir ilk olarak gözüken isim sponsorluğu ile Efes ve Ülker’i lig tarihinin normal sezon maçlarında ilk defa süpürmüş ve Tekel ve Daçka yenilgileri olmasa final biletini cebine koyacak bir takım sahadaydı. Dahası diğer amatör şubelerde bütçesi çok yüksek olmamasına rağmen ezeli rakiplerinden daha başarılı bir Beşiktaş vardı.

Fakat 2006 yazından sonra herşey değişti dahada büyük roller alabileceği bu sahneden tamamen çekilmeye karar veren bir Beşiktaş gördük. Tam tersine bu dönemde ezeli rakipler bütçelerini arttırmaya karar veriyor ve basketbol tarihinde eşine az rastlanır bir birleşmeye tanıklık ediyorduk.

Başlarda taraftar tepkileri gelmeye başlasa da yavaş yavaş mevcut durum kanıksatıldı ve futbol odaklı bir kulüp haline geldi. Futbol kulübüne tonlarca para döken ama karşılığını alamayan bir Beşiktaş. Basketbolda her sene artan ödeme sorunlarına karşılık zaten kazanmaları gereken bir futbol maçı için bile vaadedilen dudak uçuklatıcı primler. Bir yandan futbolcuların bir eli yağda bir eli baldayken Haluk Yıldırım başta olmak üzere diğer branş sporcularına davranış biçimleri an itibariyle Beşiktaş’ın itibarını çok ama çok kötü bir şekilde etkilemiş bulunmakta.

Sporcularına karşı bu kadar çifte standart uygulayan bir kulübün futboldaki başarısı da uzun vadeli olmaz ki zaten bunu görüyoruz. Birde başkanın BJK TV’de söylediği amatör branşların yük olduğu cümlesi varki hadi diyelim haklı öyle varsayalım. E peki ben sormazmıyım BU ŞUBELER İÇİNDE SPONSORLUK DAHİL KENDİ GELİRLERİNE SAHİP OLAN TEK BRANŞ BASKETBOL ONDA NİYE ÖDEMELERİN GECİKMESİ 5 AYI BULUYOR ?

Nedenini sağır sultan bile duydu paralar önce genel bütçeye ordanda olduğu gibi futbola. Zaten sponsorluk görüşmelerinde en büyük pürüzün ve sorunun çıktığı yer burası haftaladır görüşmeler yapılıyor ve bu saatten sonra sponsorun parasını genel bütçeye aktarmak kurda kuzu teslim etmekle eşdeğerdir ki hiç bir firma buna bu saatten sonra yanaşmaz. Dikkat edilirse firmaların parayı genel bütçeye aktarmaya yanaşmamasından dolayı oluşan gecikme futbol için başka kaynak arayışına yöneltti.

Beşiktaşımızın hali bu iken rakipler ne yapıyor. Öncelikle Galatasaray’dan başlayalım Örs – Spanja ikilisinde ki düzenin bir benzerini Mahmuti önderliğinde gerçekleştirip ve ULEB’deki lobi faaliyetleri konusunda tanınırlık konusunda yol almak istiyorlar. Öncelikle Mahmuti sadece iyi bir A takım değil aynı zamanda altyapı koçu da, yuguslav ekolüne hakimiyeti ve ordada yoğurulmasıyla kıta basketbolunda bilinen bir isim. Felsefesini takımına yansıtan otoriter bir koç. Bütçe yönetimi konusunda da basketbolun parasını kesinlikle ayrı bir hesaptan işletiyorlar. Murat Özyer zamanında başlayan değişim sürecinde ufak ufak iyileştirmelerle geleceğe daha umutla bakıyorlar.

Banvit ise sabırla yaptığı yatırımların karşılığını hem sportif başarı hemde lobi gücü olarak almaya başladı.

Oysa yazımızın başında belirttiğimiz gibi 2006 sezonu bittiğinde her şey böylemiydi. Bir sonraki adımı atmamız bekleniyordu evet o adımı attık ama ileriye değil tam tersi geriye doğru.

Ve şu anki TBL finalinin sokakta yaratttığı etkiye kulak tıkayan ve basketbolu ısrarla görmezden gelen bir yönetim var.

Bana kimse basketbol kulübe yük oluyor diye maval okumasın sakın ! bu şubenin reklamsız bile 2 milyon dolar girdisi var ve bu defalarca söylendi bir kez daha burdan söylüyoruz. Daha da bunun aksini iddia edene Allah akıl fikir versin diyorum.

SIRADAKİ İSİM OGILVY

Şubedeki kaos artık öylesine kötü boyutlara ulaşmış durumdaki 1+1 opsiyonlu sözleşmesi olmasına rağmen Ogilvy 6 aydır maaş alamadığını belirterek kontratını feshetti ve İspanya’nın güçlü takımlarından Power Electronics Valencia ile anlaşmak üzere. Bu yazı yazıldığı ilk zamanlarda anlaşma olmak üzereydi geçen 2 gün içinde Caja Laboral’inde oyuncu için devrede olduğu belirtiliyor

Söylenecek bir şey yok aslında. 1 ayı geçkin bir süredir her hafta “bugün açıklanıyor, yarın açıklanacak sponsor” masallarıyla uyutuluyoruz. Artık başkanın kafasından basketbolu tamamen sildiğini düşünüyorum. Oluşan durumu da kanıksatmak adına böyle şeylere göz yumuluyor sanki. İşin kötü yanı bunda başarılı olup sonuç almaya başlaması. Beşiktaş’ın kuruluş felsefesi gözardı ediliyor.  Ne kadar tepki de olsa ellerindeki güç onların umarsızlığındaki en büyük etken.

2001 ekonomik krizinden sonra Serdar Bilgili de basketbol şubesini kapatmayı düşünmüştü, şimdi de Demirören bu yönde ilerliyor. Bu insanlar şirket CEO’su olmakla spor yöneticiliğini aynı kefeye koyan ve bunların farkını ayıramayacak kadar robotik düşünen bir yapıya sahipler. Oysa olaylı geçen 86-87 sezonundan sonra Seba ne kadar kızsa da küsse de böyle bir şeyi aklından bile geçirmemişti. Şimdiki yeni nesil üstün mahiyetli başkan ve yönetici tipi ! ise şubeleri sanki iş yapmaz makine parkı gibi veya tesis gibi görüp kapatmayı düşünüyorlar.

Kulübe ait hiç bir değerden nasiplenmemiş insanlarsınız !

SÜPRİZ SÖYLENTİ

 

Milliyet’den Ümit Avcı kaynaklı habere göre Doğan Hakyemez’in şubenin genel menejeri olabileceği söylentileri dolaşmakta. Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki şubenin dokusuna uyması konusunda ciddi şüphe doğuracak bir isim. Hoş 5 senedir yaşananlardan sonra dokumu kaldı artık diyebilirsiniz ki haklısınız.

Ancak yine de para tamamen basketbola kanalize edilse de Doğan Hakyemez’in olası gelişinin doku uyuşmazlığı yaratabileceği kuvvetli bir ihtimal.

SPONSORLUK KAOSU

Bir önceki yazımızda sponsorluk görüşmelerinin iki noktada tıkandığını belirtmiştik. Ülker grubunun uzun bir süre öncesinde yeni sezonda olmayacağını açıklamasına rağmen sponsor çalışmalarının geç ve geniş ölçekte yürütülmemesi, bu işlerin iyi niyetli 1-2 kişiye bırakılması neticesinde ay sonuna yaklaşmamıza rağmen hala bir isimle anlaşamadık.

İşte bu panik haleti ruhiyesinde çokca bahsettiğimiz ve olmasını istediğimiz özerkliğinde suyu çıkmış durumda. Paraların futbola gittiğinden dem vururken şu anda Ergin Ataman’a bile şerh koyma yetkisine sahip bir sponsorluk anlaşmasından bahsediliyor. Tüm bunlar konuşulurken firmanın önerdiği para ise komik sayılabilecek düzeyde (önce yıllık 1 milyon euro dan bahsedilirken sonra bu rakam 3 e çıkıyor ) ve zaman ilerledikçe görsel ve yazılı medyada artan tepkiler karşısında görünen o ki köşeye sıkıştıklarını hissedip böyle bir anlaşamaya imza atabilirler.

Birkez daha görüyoruz ki yönetim ve başkan süreci idare etmede son derece başarısız olmuştur. Heleki böyle bir TBL finali sponsorluk görüşmelerinde elimizi güçlendirmesini beklediğimiz bir ortamda bunu dahi kullanamayan bir yönetimle karşı karşıyayız. Yıllardır süren mali ve idari sorunların Beşiktaş basketboluna verdiği zararın asıl boyutlarını sponsorluk arayışı içersinde gördük diyebiliriz.

CEVHER ÖZER YUVADAN KOPTU

Bağlı olduğu menejerlik şirketi 1x1sportsun haberine göre Cevher gelecek sezondan itibaren Galatasaray forması giyecek.

Bu sezon özelinde oyununa ekleme yapmadığı için çok eleştirdim. Ancak şunu da bilmeliyiz ki kendisi oynadığı 5 sezon içinde 62 farklı oyuncu ve 5 farklı koçla çalışmış, maaşını sürekli en az 2 ay geriden almış ve zamanında yine Telekom ve Galatasaray’ın çok daha iyi teklifleri olmasına rağmen kulüpte kalmayı seçmiştir. 

Beğenilir beğenilmez hatta gittiği takım için onu yerin dibine sokabilirsiniz ama şubenin en kaotik  5 senesinde kalmayı seçen tek oyuncu için en azından bir teşekkür etmeyi bilmeliyiz.

Yolun açık olsun.

YERLİ PİYASASI DARALIYOR

Sezon finalinin sonuna geldiğimiz şu günlerde takımlar yoğun bir şekilde transfer çalışmalarını yürütmekte. Her zaman olduğu gibi öncelik yerlilerde ve görünen o ki geçtiğimiz sezonlarda sıkça gördüğümüz tabloya bir kez daha yaklaşıyoruz. Son olarak Barış Güney Aliağa ile ve Barış Hersek’te Antalya ile sözleşme yenilemek üzere.

Peki biz ne yapıyoruz, görünen o ki kulübün kasasından sorumlu Ertunç Soğancıoğlu’nun “parayı nasıl futbola aktarırım” düşüncesini diretmeye çalışmasını izlemek zorunda kalarak bu dönemi geçiriyoruz. Firma şube yönetiminde kendi de aktif rol almak istiyor ve parayı direkt kendisi basketbola kanalize etme taraftarı. İşte bu görüş ayrılığı transferde hamle yapmamızı engelliyor.

Bu sezon yerli katkısının ne denli önemli olduğunu gördük Cüneyt, Bekir, Mustafa ve Serhat dörtlüsünden nerdeyse SIFIR katkı almak ne Burak Bıyıktay’ın beklediği bir şeydi artı Ergin Ataman’ın da elini kolunu bağladı.

Peki bundan sonra ne yapılabilir oyuncular bir bir sözleşme imzalamasına rağmen yine de iyi yerliler boşta durmaya devam ediyor. Birincisi hepimizin bildiği Nedim Yücel. Ergin hocanın çalıştırdığı ilk dönemde takımda bir ribaut zaafiyeti göze çarpıyordu aynı sıkıntıyı yaşamaması adına Nedim önemli bir hamle olur. İkinci isim ise Hakan Demirel müdafaa duruşu, deliciliği ve kuvveti ile özellike sıkıntı yaşadığımız oyun kurucu savunmasında daha iyi olmamızı sağlayabilir.

Gözüken en önemli iki isim bu birde Can Akın ismi gündemde, evet Olin Edirne’de iyi bir sezon geçirdi ama her transfer döneminde olduğu gibi oyuncularda menejerlerde ederinden yüksek kontrat talep etmeye devam ediyor. Bu yüzden transferde geçtiğimiz sezon gibi geç kalıp panik halinde oyunculara ederinden yüksek ücretler vermekten kaçınmak gerekir.

Ama hiç bir şey şu anda 3 oyuncumuzun sözleşmelerini fesh etmesi adına uygulanan ve bu ölü sezonda idmana çağırılmasıyla başlayan yaptırımların ayıbını örtmeye yetmez. Şeref Yalçın spo kulübü idare etmeyi fabrika idare etmekle eşdeğer sayıyor ki bu tür uygulamalar orda da yapılmaz.

SPONSORDA SONA DOĞRU ” GLORİA RESORTS”

Turizm sektöründe faaliyet göstermekte olan Özaltın grubuna ait Gloria oteller zinciri ile bir süredir görüşmekteydik.

Şube yönetimi konusunda günler süren görüşmeler sonuçlanmış durumda. Görünen o ki yeni sezonda ki sponsorumuz GLORİA RESORTS  olacak.

Anlaşma detayları ilerleyen saatlerde paylaşılacak.

BOSMAN KURALINDA ÖNEMLİ DEĞİŞİM

Türkiye Basketbol Federasyonu, Beko Basketbol Ligi’nde Kulüplerin ısrarla değişiklik istediği Bosman kuralında önemli bir adım atarak bu kuralda değişiklik kararı aldı.. 

Alınan yeni karara göre; kadrosunda 4 yabancı oyuncu bulunduran takımlar, yeni sezonda bu yabancı oyuncuların hepsini Kıta dışı pasaportlu oyuncu olarak kullanabilecekken, 5 yabancı oyuncusu olan takımlar ise beşinci yabancılarını Bosman olarak kadrolarında tutmak zorundalar.

Eski kurala göre 4 yabancısı olan takımlar, en az 1 Bosman oyuncu bulundurmak zorunda iken, 5 yabancısı olan takımlar ise en az 2 Bosman oyuncu bulundurmak zorundaydı. Tabi bu kural nedeniyle, kaliteli Avrupalıların maliyeti iyice artmış ve çoğu takım kalitesiz Avrupalıları kadrosuna almak zorunda kalmıştı. Veya çeşitli Avrupa ülkeleri, başta ABD’li oyuncular olmak üzere birçok Kıta dışı oyuncuya pasaport vererek biraz da menajerlerin ekmeğine yağ sürmüştü..

Bu kural değişikliğinin ardından elbetteki çoğu takımın transfer rotasında değişiklikler olacaktır. Takımımızın gündeminde olan yabancı oyuncuların transferinde de bu kural değişikliğinin etkisi olacaktır hiç kuşkusuz..