Archive for Temmuz, 2011
IVERSON’DAN D-WILL’E GÜZEL BİR REFERANS
Allen Iverson Türkiye’de bulunduğu kısa süre içersindeki deneyimlerinden yola çıkarak Williams’a kulüp ve taraftarlar hakkındaki olumlu düşünceleri iletti.
“They would be shocked to see how fun it is playing over there,” Iverson said of his experience in Turkey. “The fans over there are the best [basketball] fans as far as their energy in the building, maybe even more because they keep going during the timeouts and halftime with the chants and everything. They are really into the game. When you have a home game there you know you are at home.”
Demecinden de görüldüğü üzere Avrupa ve NBA arasında farkların sadece saha içinde değil tribünde de görüldüğü, kuşkusuz ki gelmesi halinde göreceği atmosfer Williams içinde güzel bir tecrübe olucak.
ŞUBEYE DIŞARDAN BİR BAKIŞ
Bilindiği üzere ülkemizdeki basketbol gündemi de yurt dışındaki basketbol siteleri tarafından da dikkatle takip edilmekte işte Iverson ile beraber Beşiktaş basketbolunun son 3 – 4 yılındaki durumunu sportando sitesi de belirtmiş metnin orjinal içerğine dokunmadan buraya koyuyoruz
Will Besiktas pay Deron Williams?
Besiktas is the most fucked up team when it comes to this thing,” a Turkish player that requested anonymity told HoopsHype
Besiktas, the team that signed Allen Iverson last season and has now committed to give All-Star guard Deron Williams $5 million for a year in the event of a long lockout, is also one of the big-name European clubs with worse backgrounds in these matters. “Besiktas is the most fucked up team when it comes to this thing,” a Turkish player that requested anonymity told HoopsHype. “They are supposed to be one of the best teams in Turkey and the last few years even though they had the best players, they didn’t win because the players were mentally messed up (for not getting paid).” Deron Williams probably will not have to worry about getting paid in time if he finally joins Besiktas. It’s his future teammates that have to be concerned. “Deron is going to get all his money, no doubt about it. He’s going to get a great apartment, a luxury car with a driver and security officers,” the Turkish player said. “He’s going to come to practice all happy and the rest of the guys are going to be late on their payments three or four months. It’s going to be the same story all over again. “I’m sure Deron is going to get all the money, but the people that are going to pay the prize are the Turkish guys and second-rate foreign players. A lot of these guys have had to go to court or FIBA to get their money.”
YAO MING PARKELERE VEDA ETTİ
Parkelerden bir yıldız daha kaydı bugün itibari ile, 2.29 luk Çinli dev Yao Ming üst üste yaşadığı ağır sakatlıklar sonrası basketbolu bıraktığını açıkladı.
2002 yılında Yao’yu 1. Sırada draft eden Houston Rockets’ın aslında saha için olduğu kadar Çin halkına açılarak Pazar payını arttırma düşünceside vardı. Bu sebeple o yıl formalarını da Çin Milli Takımınınkine benzer şekilde düzenlediler, tüm etkinliklerde Yao’yu ön plana çıkardılar ve Çin’den müthiş bir geri dönüş aldılar. Belkide genel olarak Yao’dan alamadıkları saha içi randımanı böyle dengelemiş oldular.
Yao 2 kez NBA’de en iyi ikinci 5, 3 kez en iyi üçüncü 5’te kendine yer buldu. 1 yılı sakatlığı ile tamamen maç yapmadan kapatan Çinli Yıldız, NBA’de geçirdiği 8 yıl boyunca toplamda 486 maça çıkıp 19 sayı – 9.2 ribaund – 2 blok ortalamaları ile oynadı.
Toplamda 8 kez All-Star seçilen yıldız, 2005 yılındaki oylamada Michael Jordan’a ait(1997) en fazla oy toplama rekorunu (2.451.136) , 2.558.278 oy ile rekor kırarak All-Star seçildi.
Çinli yıldızın yaşadığı üç sakatlık ise basketboldan kopardı onu. 2005 yılında sağ ayak parmağını, 2006 yılında sol bacağını kırdı. 2007 de ise aşırı yüklenmeden dolayı sol ayağında stres kırığı oluştu. Bu sakatlıkların ardından uzun süren rehabilitasyon çalışmaları yapan Yao, kısa süreli dönüşler yaşasada hiçbir zaman tam anlamıyla sakatlıklardan kurtulamadı. Son olarak 2009-2010 sezonunu tamamen kaçırdı ve 2010-2011 sezonunda da 5 maç oynadıktan sonra sakatlığı nüksetti. Bu onun için geri dönüşü olmayan sonun başlangıçıydı aslında. Vücudunun bu yükü daha fazla kaldıramayacağını düşünen 30 yaşındaki Yao, Shanghai Sharks ile başlayan 14 yılllık profosyonel kariyerini noktalamış oldu.
Cihan Gazneli
BATAN GEMİNİN MALLARI BUNLAR
1 Temmuz itibari ile NBA Lokavtının resmen başlaması ile gözler NBA yıldızlarının başka liglere gelip gelmeyeceğine çevrilmişti. Özellikle avrupalı oyuncuların lokavt süresince avrupaya dönerek burada oynayabilecekleri haberleri gelmeye başlamıştı. Bu haberleri doğrularcasına ilk teklif Dallas ile yeni sözleşme imzalayan Rudy Fernandez’e Real Madrid cephesinden geldi, bu konuda görüşmelerin hala devam ettiği söyleniyor.
Beşiktaş cephesine geldiğimizde ise şuanda Atlanta Hawks forması giyen 27 yaşındaki Gürcü Basketbolcu Zaza Pachulia ile her konuda anlaşıldı. Bugün içinde sözlemenin gönderilmesi bekleniyor. Zaza Pachulia kariyerinin başında 5 yıl Ülkerspor forması giymişti ve Türk Pasaportu da bulunuyor. Böylece takımımıza dahil olduğunda yerli statüsünde oynayabilecek.
4-5 numaralı pozisyonlarda oynayabilen Zaza, özellikle iyi savunması , post hücumundaki bitiriciliği ve bir uzun için fena sayılmayacak pas yetenegi ile ön plana çıkıyor. Geçen sezon Hawks forması ile 79 karşılaşmada 16 dakika ortalama ile oynadı.
Tabiki Avrupalılar avrupaya dönerken, takımımız asıl bombayı Amerikalı yıldız Deron Williams’ı kadromuza katarak patlattı.
26 Yaşındaki yıldız, 2005 yılında Utah Jazz Tarafından 3. Sırada draft edilmiş ve geçen sezon ortasında Jerry Sloan ile yaşadığı tartışma sonrasında New Jersey Nets’e takas edilmişti. Williams’ı kelimelerle anlatmaya çalışmak saygısızlık olur, efsaneleşen cross-over’larını izlemek bile gerçekten büyük keyiftir, buyrun şöyle alalım sizi..
Geçen sezon toplamda 65 maça çıkan Williams 38 dakika ortalama ile 20.1 sayı- 10.3 asist ve 4 ribaund rakamlarını tutturmuştu. Elde ettiği 10.3 asist ortalaması ile asist krallığında Nash ve Rondo’nun ardından üçüncü olmuştu. Ayrıca son 3 sezon kapsamında bir maçta 20 sayı + 10 asist yapan oyuncular listelendiğinde Williams 63 kere bu performansı göstererek zirvenin sahibi olmuş durumda. Arkasından gelen oyuncular ise 60 kez Chris Paul, 43 kez ile LeBron James..
Bu oyuncular tabiki lokavt bitene kadar takımızda kalabilecekler ve lokavt sona erdiğinde NBA’de ki sözleşmeleri yeniden geçerli hale gelecek. Bu yüzden 2-3 aylık takviyeler olsalar bile bize bu sürede bu işin keyfini çıkarmak düşüyor..
Cihan Gazneli
DODO GÖREVE HAZIR
Bir süredir ismi erkek basketbol ekibimizin menajerliği için geçen deneyimli basketbol adamı Doğan Hakyemez, bu konuyla ilgili olarak NTV Spor kanalında yayınlanan Spor Gecesi adlı programda açıklamalarda bulundu..
Kulübümüzle olan görüşmesinin olumlu sonuçlandığını ve artık göreve hazır olduğunu söyleyen Hakyemez, resmi imza ile göreve başlamak için ise Yönetim Kurulu’muzun alacağı kararı beklediğini sözlerine ekledi ve birkaç gün içerisinde bu karar ile birlikte görevine başlayacağını vurguladı..
Göreve başladıktan sonra antrenörümüz Ergin Ataman ile birlikte iddialı bir kadro kurmayı amaçlayacaklarını da sözlerine ekleyen Hakyemez, sponsor sorununun henüz çözülmemesi nedeniyle Kulübün ayırdığı bir miktar bütçe ile transfer çalışmalarına başlayacaklarını ve sonradan sponsor konusunda gelişme olduğu takdirde bu belirlenen bütçede artış yapılacağını da söyledi..
2006 YAZI KÖTÜ BİR MİLAT
Aslında bir çok kimse o günlerden buraya gelineceğini pek tahmin etmiyordu, lakin görünen tablo iç açıcı değil. Tamam, iyi yabancı transferleri ve boşta kalan Can Akın gibi oyuncuları alarak yine en kötü ilk 4-5 içinde dolaşırız ama rakiplerin yapılanmalarına baktığımızda makasın keskin bir şekilde açılabilmesi de kuvvetle muhtemel.
2006 yazında ne olmuştu önce buradan başlayalım. Bir önceki sezonun final oynayan takımında büyük değişiklikler olmasına rağmen yeni koç ve bir ilk olarak gözüken isim sponsorluğu ile Efes ve Ülker’i lig tarihinin normal sezon maçlarında ilk defa süpürmüş ve Tekel ve Daçka yenilgileri olmasa final biletini cebine koyacak bir takım sahadaydı. Dahası diğer amatör şubelerde bütçesi çok yüksek olmamasına rağmen ezeli rakiplerinden daha başarılı bir Beşiktaş vardı.
Fakat 2006 yazından sonra herşey değişti dahada büyük roller alabileceği bu sahneden tamamen çekilmeye karar veren bir Beşiktaş gördük. Tam tersine bu dönemde ezeli rakipler bütçelerini arttırmaya karar veriyor ve basketbol tarihinde eşine az rastlanır bir birleşmeye tanıklık ediyorduk.
Başlarda taraftar tepkileri gelmeye başlasa da yavaş yavaş mevcut durum kanıksatıldı ve futbol odaklı bir kulüp haline geldi. Futbol kulübüne tonlarca para döken ama karşılığını alamayan bir Beşiktaş. Basketbolda her sene artan ödeme sorunlarına karşılık zaten kazanmaları gereken bir futbol maçı için bile vaadedilen dudak uçuklatıcı primler. Bir yandan futbolcuların bir eli yağda bir eli baldayken Haluk Yıldırım başta olmak üzere diğer branş sporcularına davranış biçimleri an itibariyle Beşiktaş’ın itibarını çok ama çok kötü bir şekilde etkilemiş bulunmakta.
Sporcularına karşı bu kadar çifte standart uygulayan bir kulübün futboldaki başarısı da uzun vadeli olmaz ki zaten bunu görüyoruz. Birde başkanın BJK TV’de söylediği amatör branşların yük olduğu cümlesi varki hadi diyelim haklı öyle varsayalım. E peki ben sormazmıyım BU ŞUBELER İÇİNDE SPONSORLUK DAHİL KENDİ GELİRLERİNE SAHİP OLAN TEK BRANŞ BASKETBOL ONDA NİYE ÖDEMELERİN GECİKMESİ 5 AYI BULUYOR ?
Nedenini sağır sultan bile duydu paralar önce genel bütçeye ordanda olduğu gibi futbola. Zaten sponsorluk görüşmelerinde en büyük pürüzün ve sorunun çıktığı yer burası haftaladır görüşmeler yapılıyor ve bu saatten sonra sponsorun parasını genel bütçeye aktarmak kurda kuzu teslim etmekle eşdeğerdir ki hiç bir firma buna bu saatten sonra yanaşmaz. Dikkat edilirse firmaların parayı genel bütçeye aktarmaya yanaşmamasından dolayı oluşan gecikme futbol için başka kaynak arayışına yöneltti.
Beşiktaşımızın hali bu iken rakipler ne yapıyor. Öncelikle Galatasaray’dan başlayalım Örs – Spanja ikilisinde ki düzenin bir benzerini Mahmuti önderliğinde gerçekleştirip ve ULEB’deki lobi faaliyetleri konusunda tanınırlık konusunda yol almak istiyorlar. Öncelikle Mahmuti sadece iyi bir A takım değil aynı zamanda altyapı koçu da, yuguslav ekolüne hakimiyeti ve ordada yoğurulmasıyla kıta basketbolunda bilinen bir isim. Felsefesini takımına yansıtan otoriter bir koç. Bütçe yönetimi konusunda da basketbolun parasını kesinlikle ayrı bir hesaptan işletiyorlar. Murat Özyer zamanında başlayan değişim sürecinde ufak ufak iyileştirmelerle geleceğe daha umutla bakıyorlar.
Banvit ise sabırla yaptığı yatırımların karşılığını hem sportif başarı hemde lobi gücü olarak almaya başladı.
Oysa yazımızın başında belirttiğimiz gibi 2006 sezonu bittiğinde her şey böylemiydi. Bir sonraki adımı atmamız bekleniyordu evet o adımı attık ama ileriye değil tam tersi geriye doğru.
Ve şu anki TBL finalinin sokakta yaratttığı etkiye kulak tıkayan ve basketbolu ısrarla görmezden gelen bir yönetim var.
Bana kimse basketbol kulübe yük oluyor diye maval okumasın sakın ! bu şubenin reklamsız bile 2 milyon dolar girdisi var ve bu defalarca söylendi bir kez daha burdan söylüyoruz. Daha da bunun aksini iddia edene Allah akıl fikir versin diyorum.







