Archive for Eylül, 2010

BEŞİKTAŞ 80 – VEF RİGA 76

 

 

Turnuvanın 2. maçında VEF Riga’yı 80 – 76 yenerek 2′de 2 yaptık. Galibiyetdeki anahtar nokta 2. ve 3. çeyrek toplamında 25 sayıya izin veren savunma direnci oldu. Cibona maçındaki gibi uzunlar skor gücünün yarısından fazlasını üstlenmiş durumda. Bugün İgnarski’nin yokluğunda Chatman devreye girdi. Yeni kural çerçevesinde uzunları ön plana çıkarmak oldukça mantıklı bir düşünce. Chatman haricinde de yerli dış adamlarımızın ortalama üstü bir şutör ve onların performansı bu şekilde rezerve edilmiş oluyor. Dört uzunu da etkili olan bir takımın dış rotasyonuda bu şekilde oyunun iki yönünü de rahat oynayacak diriliği buluyor. Bunun faydasını aldık ve 3 / 17 üçlük yüzdesine rağmen galibiyetin anahtarı uzunların kullanılmasıdır. Ayrıca yapılan 15 asistte gardların Chatman ve Cüneyt’le 4′er asisti paylaşması diğer 4 asistin de başta A.J olmak üzere Cevherle beraber uzunlardn gelmesi sağlıklı takım kimyası için önemli. İgnarski ve Serhat’ın yokluğunda (sadece 37 saniye oynadı) atılan 80 sayı yeni yeni tam kadro çalışan takım için olumlu.

Sayı dağılımı ve çeyreklere göre skor dağılımı şu şekilde :

VEF Riga : Jahovics 2, Sandis Valters 3, Derek 12, Kristaps 6, İvan 2, Patrick 19, Tyrell 10, Andrejs, Dairis 7, Artsiom 15

BEŞİKTAŞ : Fedor 8, İsmail, Bekir 7, Mustafa 6, Cüneyt 7, Murat, Chatman 17, Cevher 15, A.J. Ogilvy 20.

1. Çeyrek 27 – 17

Devre 40 – 38

3. Çeyrek 52 – 57

 

VEF RİGA MAÇI İNTERNETDEN CANLI

 

Türk Telekom Samsun Cup’ın 2. gününde Letonya ekibi VEF Riga ile yapacağımız maçı 17 : 30 ‘dan itibaren www.turktelekomspor.com.tr adresinden izleyebilirsiniz.

BEŞİKTAŞ COLA TURKA 75 – CİBONA ZAGREB 60

 

 

 

 

Samsun Cup’ın ilk maçında ekibimiz Hırvat ekolünün öncü ve güçlü temsilcisini zaman zaman farkın 20 sayıyı bulduğu maçta 75 – 60 yenerek hazırlıkların şimdilik planlanan şekilde gittiğini gösterdi. Rakibi çeyrek başına 15 sayıda tutmak çok önemli. Savunmanın geçmiş sezona nazaran kesinlikle daha iyi olması gerekiyor. Çeyrek sonuçları ve sayı dağılımı ise şu şekilde oluştu.

1. Çeyrek : 23 – 10

Devre : 42 – 23

3. Çeyrek : 59 – 43

Maç sonucu : 75 – 60

 Beşiktaş Cola Turka: Likholitov  9, İsmail , Bekir  3, Mustafa  9, Cüneyt , Serhat  6, Akın , İgnerski  12, Chatman  6, Cevher  18, Ogilvy  12

Cibona Zagreb: Stipcevic  3, Bogdonovic  17, Lalic  2, Zubcic , Pasalic  12, Vragovic  8, Vrbanc  2, Johnson  11, Delas 5

Uzunlarımızın skor yükünü çekmesi çok olumlu bir gelişme. Chatman başta olmak üzere kısalarında devreye girmesiyle yine iyi bir hücum takımı olmaya adayız. Tabi savunmayı da yanına ekleyerek. İstatistiklerin tamamı elimizde olmadığı ve maçı da izleyemediğimiz için sağlıklı yorum yapamıyoruz elbette. Ancak Pazar günü Telekom maçı TRT 3 ‘den yayınlanacak ve takımın en son durumunu net olarak görebileceğiz. Ancak bunun 3 günlük turnuva olduğunu ve bu yüzden koçların farklı arayışlarda olduğu gözden kaçmamalı.

TÜRK TELEKOM SAMSUN CUP

 

29 Eylül’de Deustche Bank ile oynayacağımız Eurocup ön eleme turu öncesindeki en ciddi hazırlık turnuvasına çıkıyoruz. Turnuvada Cibona Zagreb gibi önemli bir ekibin yanı sıra Letonya’da her daim zirve adayı olan VEF Riga ve Türk Telekom bulunuyor. Turnuva programı ise şöyle.

18 Eylül Cumartesi

17 : 30 Beşiktaş – Cibona Zagreb – 20 :00 Türk Telekom VEF Riga

19 Eylül Pazar

17 : 30 Beşiktaş – VEF Riga – 20 : 00 Cibona Zagreb – Türk Telekom

20 Eylül Pazartesi

14 : 30 VEF Riga – Cibona Zagreb 17 : 00 Beşiktaş – Türk Telekom 

 

HER SÖZÜN YERİ VE ZAMANI VARDIR

 

 

Yukarda ki fotoğrafta gördüğünüz üç oyuncunun da ortak özelliği milli takımlarının etraflarında yapılandırılmasıdır. Her üçü de beklentileri karşılamış ve başarılı olmuştur.

Başarının karşılığını vermek önemlidir ve sporcuyu sürekli motive eder. İsterse çok az ilgilenilen sporlar olsun uluslararası bir şampiyon çıkardımığızda halkın heyecanı ve coşkusu çok uzun olmasa da muhakkak vardır. Zaten o sporcuda kısa süreliğine de olsa bunu yaşattığı için büyük mutluluk duyar. Bu işin manevi yönüdür.

Birde yönetmeliklerde yer alan ödül sistemi yani maddi yönü vardır. Özellikle belli sporlarda önemli olabiliyor zira sporcuların gelecekleri hiçde güvende değil. Her şeyin yanında şu bir gerçek ki devlet başarılı olan sporcularını ödülsüz bırakmaz.

Peki bunu bile bile Slovanya maçı sonrası Hidayet’in yaptığı konuşmanın hoş karşılanacak bir yanı var mıdır ? O zamanlar maçın sıcaklığından dolayı önemsiz gözüken bu demeç şu anda yaptığımız derecenin önüne geçmiş durumda. Zaten söylemesende sen yaptıklarının karşılığını alacaktın. Bunu bile bile konuşmak bindiği dalı kesmeye benzer. Ama görünen o ki Hidayet’in bu konuyla pek bir  ilgisi yok.

Tekrar tekrar sözlüyorum konu primin miktarı değil ki o da ayrı bir tartışma konusu, konu prim istemenin yeri ve zamanıdır.

Bir milli maçta düşünülecek en son şey primdir. Çünkü kazandığınızda halk ve devlet size yaptıklarınızın karşlığını fazlasıyla öder.  Bundan kuşku duymak onu bugünkü şan ve şöhretine kavuşmasını sağlayan ülkeye yapılmış en büyük kötülüktür.

GÖREV BAŞARIYLA TAMAMLANDI

 

Takım kimyasında 2008′de başlayan olumlu değişim Dünya şampiyonası finaline yükselerek zirve yaptı. Sırbistan maçının mental ve fiziki yorgunluğu nedeniyle takım maça hiç giremedi ama zaten bunları konuşmanın bir anlamı yok. Sahaya ellerindeki herşeyi veren oyuncularımız rüya gibi bir şampiyona yaşattı bizlere. Artık ülkede basketbolun yaygınlaşması ve konuşulması için görevlerini fazlasıyla yaptılar.

Ama bugün sınıfta kalan birileri varsa oda kesinlikle seyircidir. Ne rakibe baskı yaptılar ne de hakemin yanlış bir kararında tepki verdiler. Bu kadar büyük bir salonu doldurup da böylesine etkisiz kalan seyirci daha önce görmedim. Sanırım çok önceden Amerika’nın finali için biletler alınmış ve olası gelecek önemli NBA yıldızlarını görme hasretlerini gidereceklerdi. Ama 12 dev adam hesapları alt üstü etti ve finale ulaştı. E o zaman sinema seyircisi olmanın alemi nedir ?

Bu şampiyona basketbolda iddialı İspanya gibi bir ülkede yapılıp birde finalde ev sahibi olsaydı o salon yıkılırcasına inlerdi.

ARJANTİN VE LİTVANYA’YA TEBRİKLER

Yaşlı ve dar rotasyonuyla Arjantin İspanya’yı 86 – 81ve turnuvaya özel davetiyeyle katılan litvanya ise Sırbistan’ı 99 – 88 yenerek turnuvayı 5. ve 3. sırada tamamladılar.

ARJANTİN DÖRTLÜSÜ

Prignioni – Scola – Oberto – Delfino dörtlüsünden 76 sayı bulan Arjantin maçı kazanmak için gerekli olan 80 li skorları yakaladı. Ancak ilk yarıda özellikle çok top çaldılar ve bu şekilde stabil ispanya hücumuna karşı savunmada hiç zorluk çekmediler. Prignioni önderliğinde ağır tempoda uyuta uyuta farkı açtılar. İspanya Navarro’yu kullanmaya çalıştı ancak Arjantin buna 1 e 4 kutu savunmayla karşılık verdi ( 1 kişi Navarro’yu adam adama alırken diğer 4 lü alan savunması yapıyor). İspanya bu savunmaya karşılık diplerde perde üzerinden şut bulmak istese de üç denemede 1 top kaybı 1 el üstü zor bir şutla sonuç alamadı. Rubio’nun da şut verimsizliği eklenince savunma kaynaklı geri dönüş adına Raul Lopez ve Sergio Llull oyuna dahil oldu ancak. Hücumda istediği tempoyu bulamayan ve dış adamları stabil kalan İspanyollar 32 sayılık kısır bir ilk yarı geçirdi.

İkinci yarı da 3. çeyreğin ortalarına kadar bu devam etti. Ancak İspanya’nın üçlüğüne karşılık Arjantin hızlı bir yanıt vermek isteyince tempo bir anda hızlandı Arjantin litvanya maçında gördüğü kabusu yaşamaya başladı. Bu dönemde dengesiz atışlar nedeniyle ribaundlarıda İspanya’ya kaptıran Arjantin geri dönüşlerde sıkıntı yaşadı ve İspanya o beklediği açık alan oyununu oynadı. Öyleki skor 59 – 34 den bir anda 61 – 60′a geldi. Geri geldikleri dönemde Llull ‘un başrolde olup aynı Messina’nın kullanıldığı gibi oynaması önemli bir hamleydi. Oberto’nun faul sıkıntısı yaşadığı bir dönemde Vasquez ve Gasol ile avantaj sağlayan İspanyollar Rudy Fernadez’in mükemmel performansına rağmen yenilgiyi önleyemedi. Arjantin maç boyu enerjisini ekonomik kullandı ve özellikle 2. yarının tümünde alan savunması yaptı.

Arjantin’in en önemli avantajı Oberto’nun eleme turlarında oynaması oldu. 35 yaşında ve formsuz olsa da Scola’ya yapılan yardımların daha zor gelmesini sağlıyor zira iki iyi pasör ve eli düzgün pota altına sahip bu oyuncular tıpkı bizdeki Semih – Oğuz veya Semih – Ömer gibi birbirilerine asist yapabiliyor. Bugünün önemli noktalarından biri de Brezilya maçında kendisine show up yapıp tepeye çıkan uzundan sonra Scola2ya veya boştaki arkadaşına pası veremeyen Delfino’nun bunda başarılı olmasıdır. Ayrıca çok iyi iki pasör olan Rubio ve Prignioni’nin elinde dip katların ne denli ölümcül bir silah olduğunu gördük.

LİTVANYA ÇOK HIZLI

Günün ilk maçının aksine açık alan oyununu seven ve tempoyu hızlandıran Litvanya Kalneitis ve Delininkaitis’in set oyunundaki defektlerini minimuma indirdi ve 99 – 88 kazanarak turnuvanın en güzel süprizlerinden birini yaptı. Jasaitis’in bu sistemde yeri çok önemli zira ribaund üstünlüğü oyunun işlemesi için hayati derecede önem taşıyor. Çünkü ondan gelecek 4-5 ribaundluk kritik katkı gerekli. Bunun dışında setde tüm oyun Kleiza etrafında dönüyor özellikle yüksek post etrafında çok hareketli olmasına rağmen stabil bir şutu olması büyük eşleşme sorunu yaratıyor. bugünde Amerika maçının acısını çıkarırcasına çok iyiydi. Litvanya’nın bir diğer avantajı da ikili oyunlara normalden daha tepede başlaması ve bundan dolayı şutu riske eden rakiplerin hepsine başta Kalneitis olmak üzere cezaları kesmesidir.

ELLER TİTREDİ TEODOSİÇ TİTRETTİ BLOK GELDİ FİNAL GELDİ

 

Maçın stresi o kadar büyüktü ki hiç akıcı ve akılcı oynayamadık. Sırplar’ın bütün oyun planlarını Teodosiç’den başlayan eşleşme sorunu (miss match) ve bunun sonucunda dengesi bozulan savunma üzerinden bulunacak boş atışlara kurmuştu. Maçın çok büyük bir bölümününde bu planı tamamen uyguladılar. Sadece Teodosiç tarzı bir insiyatifi bir kez Markoviç alıp Savanoviç’e asisti yaptı.  Sırtı dönük ve yüzü dönük orta mesafede hareketli uzunlarımıza karşı çok zorlanacak Kristiç’i de çok yakında yarık hook atacak şekilde ölümcül noktada hep beslediler.

Biz ise strese bağlı olarak stabil pota altına topu indirmeyen el üstü şutlarla oyuna başladık. Savunmada ise kaptığımız topların sonucunu alamadık. Ama bir şekilde maçta kalmayı başardık önce Hidayet sonra Ender ve Kerem’le farkın 7-8 sayı olduğu zamanlarda hep geri geldik. Ancak tam skor ve psikolijik üstünlüğü ele geçirecek hücumlarda sabırlı olamadık. Tepe ikili oyunları ve diplerde kısaların şutları bu sefer gerçekleşmedi. Hep birebir zorlamalarla bu hücumları yaptık akabinde ise rakip planına uygun dış şutlar bulunca mental üstünlük sürekli onlarda kaldı. öyle ki 83 sayıda sadece 10 asistin olması turnuvadaki karakterimizin dışında oynadığımızın bir göstergesi.  Ömer – Semih – Kerem gönlüm üçlüsünden toplamda 20 sayı bulduk ki daha önce iki uzundan buna yakın bir katkı alıyorduk. Dışdan ise Tunçeri – Ender – Ömer Onan üçlüsünden gelen 40 sayı vardı. Kerem tunçeri’nin olduğu zamanlarda özellikle uzunları ikili oyunlarda Ender olduğu zamanda daha çok içeri penetre sonra pasla uzunları beseleyeceğimizi tahnin ederken bu tür sayılar sadece bir kez ilk yarıda Ömer Aşık’la ikili oyunda ve Semih Erden’le maçın sonunda geldi. Çünkü Kristiç ve Peroviç uzuna geri dönüşlerde yavaş kalacaktı.

Ancak maçın sonlarında öne geçmemiz bizim açımızdan çok önemliydi. 78 – 75′e iki kez hücum etmemize rağmen ki biri Ersan’ın  tepe screenden çıkıp kullandığı çok müsait bir üçlüktü, sonuç bulamamız sıkıntıyı getirdi. Maçı getiren en önemli noktalardan biri de son 72 – 64 gerideyken son 5 dakikada yaptığımız savunma oldu. 19 – 10 ‘luk bir seride verdiğimiz 2 çok kritik hücum ribaundu olmasa son topa kadar sıkıntı çekmeyecektik. Sadece 1 o da 4. çeyrekte rakibi 20 altı tutabildik (19 sayı). Ancak burda savunma performansının kötü olmasından çok rakibi yakalayıp öne geçme anlarında yaptığımız erken ve yanlış tercihler neticesinde yediğimiz sayılardan çeyrek başına 20 + yedik ve bu genel toplamda Sırplara çok büyük avantaj getirdi.

Peki bizim eller titrerken Sırplar neden maçta bu kadar rahattı. Biz 2009 daki finalde  5 te 5 yaptıktan sonra Slovenya maçında frene bastık ve kaybettik o andan sonrada yenmenin eşiğindeyken Yunanistan’a kaybetmemizle madalya beklerken 8. olduk. Ancak o turnuvada da yendiğimiz Sırplar avantajı değerlendirip finali oynadı. İşte bu genç jenaresyon Sırpların soğukkanlılığı burdan geliyor. Biz eğer 2009′da bi yarı final oynayıp 3. olsaydık  bu maçta bu kadar stres yaşamazdık.

ÇABUK ELLER FİNALİ  AMERİKA’YA GETİRDİ

Amerika maçın ilk 5 dakikasında 5 top çalınca ilk 2-3 dakikadaki Litvanya üstünlüğü yerini maçın sonuna kadar Amerika kontrolüne bıraktı. Kalneitis başta olmak üzere Litvanyalılar yavaş kaldılar. Ancak hücum opsiyonları kısıtlı olan Javtokas bile Amerika’ya sıkıntı yaratmaya yetti. Koç Kemzura Delininkaitis’e dönerek doğru bir tercih yaptıysa da tekrar Kalneitis le maçın sonunu tamamlaması hataydı. bu noktada takımı Maciulis – Gecevicius – Pocius – Delininkaitis – Javtokas beşlisine döndürerek hem Javtokas’ı verimli kullanırlardı hemde çabuk olan bu beşli sayesinde tempoyu kontrol etme şansları daha yüksek olurdu.

FRİDZON VE MONYA DEVREYE GİRDİ 7. LİK RUSLARIN OLDU

Günün ilk maçında Rusya 3. çeyrekte bir ara 14 sayı geriye düştüğü maçta Slovenya’yı 83 – 78 yendi ve turnuvayı 7. tamamladı. Rusya’yı sinir sisteminde kopukluk olan bir organizmaya benzetiyorum. Savunma sertliği ve fizik gücü açısından Amerika’ya kafa tutacak belkide tek takım, ayrıca çok beğendiğim ancak ligimizde pek tercih edilmeyen yan kat üzerinde orta mesafe şutları ve turnikelerle sayı bulma gibi iyi yönleri var. Üstelik Monya ve Vorontsevich hatta Fridzon gibi “uzun” forvetlerle bu konuda çok avantajlılar. Ama gelelim bu takımın 1 numara bölgesine. Çok büyük sorunları var Khostov genç Ponkrachov istikrarsız Bykov tam bir gard değil. Bugün Timofey Mozgov Prignioni tarzı bir gardın yanında olsa turnuvaya çok daha fazla damga vururdu. Rusya’nın bu seviyede 2 iyi gardı olsa çok daha iyi yerlere gelebilirlerdi.

HEDEFLER BİTTİ ŞUT SAYISI ARTTI

 

Çeyrek finalde elenen takımların klasman maçlarındaki görüntüsü bu şekilde gerçekleşti. İspanya ve Slovenya en çok şut attıkları maçı oynadı. Ayrıca Rusya maçı zorlamakta o kadar isteksiz gözüktü ki son çeyrekte sadece paslaşıp sürenin bitmesini beklediler. Nerdeyse hiç içeriyi zorlamadan maçı bitirdiler maç sonunda sadece 4 / 4 serbest atış kullanmaları istatistiksel açıdan da maçın ne denli hedefsiz geçtiğini gösteriyor. Arjantin ise tam tersi yorgun olması beklenirken bu dörtlü içinde hedef maç havasında oynayan tek takımdı.

Pazar günü Arjantin – İspanya 5. lik maçı keyifli olacaktır. FİBA sıralaması açısından da maçın bir hedefi var.

ÇEYREK FİNALDE SON GÜN

 

Yeni Zelanda maçını savunmayı oldukça sertleştirerek kazanan Rusya, bir bakıma Amerika’nın turnuvada karşılaşacağı fizik gücü en yüksek rakip anlamını taşıyordu. Brezilyalı Splitter’in Amerika karşısındaki  performansı düşünüldüğünde Mozgov kaynaklı hücumların maçın kontrolünü belli bir süre Rusya’da tutacağı görülüyordu. İlk yarı bu tezi doğrular şekilde geçti. En kritik nokta erken faul problemine girmekti. Nitekim 2. çeyrek ve 3. çeyreğin başında Mozgov’un aldığı fauller ibreyi Amerika’ya çevirdi. Uzun kolları ve atletikliğinin yanında orta mesafe şutnun da olması Rus kısaların topu ona indirmesini kolaylaştırıyor. Ancak aynı şeyleri Kaun’la yapmaları çok zordu. Kötü bir şut mekaniği olan Kaun’u istikrarlı bir şekilde kullanmak zor. Bunu genel olarak 3 şekilde anlatabiliriz. Birincisi bu tür oyuncuların performansı kısaların penetre kabiliyetiyle direkt alakalıdır. İkincisi tepe ikili oyununda içeri devrilen 2. uzuna gelecek olan Kasun’un adamıyla dipt boş atış bulması. Üçüncü seçenek ise yüksek postda ya uzundan gelecek pas ya da ortaya kateden Vorontsevich gibi forvetlerin üzerine çıkan yardım sonrası bulunacak pozisyon. Bu üç seçeneği de hızlı ve atletik Amerika’ya karşı gerçekleştirmek çok zor. Bu yüzdendir ki Blatt faul problemine girmeseydi Mozgov’u 30 dakika üstünde kullanacaktı.

2007′de PONKRACHOV 2010′DA KHOSTOV

David Blatt genç gardlara şans vermeye devam ediyor. ilk tur ve çeyrek final maçlarında Khostov’un sürelerini 20 dakikaya çıkardı. Bu iki maçtaki ortalaması ise 6 sayı 4 asist. ve bunu 3/3 ikilik ve 2 / 4 üçlükle çok az şut atarak yapıp tempoyu ayarlamada başarılı olması turnuvanın geleceğe göz kırpan performanslarından biri olarak gözüküyor. Hızını kaybetmeden kuvvetlenebilirse Ruslar uzun zaman sonra iyi bir gard çıkarabilir. 2007′deki finalden sonra da Ponkrachov’un önü açık görünüyordu ama 2.00 lık boyuna göre çok iyi dripling yeteneği ve cross – over adımına sahip olmasına rağmen hücumda bitirici kararlar konusunda hala tereddüt etmesi ve zaman zaman egolarına yenik düşmesi onu beklenen seviyeye getiremedi.

SAVUNMA SERTLİĞİ GADRLARDAN BAŞLAR

Günün ikinci maçında tam anlamıyla süpriz bir sonuç çıktı. Litvanya’nın galibiyeti normal olsa da maçın savunma açısından bu denli düşük seviyede geçeceğini kimse beklemiyordu. Özellikle Brezilya maçında Huertas’ın şutunu riske eden ve perdelerde uzunun arkasından geçen Prignioni’nin bunu bir taktik gereği yaptığını düşünüyordum. Neticede bir latin derbisinde Huertas’ın bu denli kişisel oynayıp kontrolden çıkıp takımı oyuna hiç sokmaması bunu doğrular nitelikteydi. Ama Litvanya her zaman soğukkanlılığıyla bilinen bir ekol oldu. Savunmada durum o kadar kötüydü ki birebiri ve ilk adımı çok hızlı olmayan Kalneitis ve Delininkaitis başta olmak üzere Prignoni üzerinden çok rahat turnikeler ve perde üzerinden şutlar buldular. Ayrıca Arjantin kısaları hiç bir şekilde yardım savunmasında rotasyonları ve ikili sıkıştırmalarda kaymaları iyi yapmayıp pas açılarını kapatmayı başaramadılar. Böyle olunca da Litvanya turnuvada bulduğu bu kadar soft bir savunmayı maçın verdiği üst düzey konsatrosyonla çok rahat geçtiler.

İlk yarıda 50 sayıda 5 ve maç sonunda 104 sayıda sadece 14 asist olması tüm bunların yanında Litvanya’nın son bölümde baskıda yaptıklarıyla beraber sadece 10 top kaybı yapması ne denli düşük sertlikde maç oynandığını gösteriyor.

Kullanılan şut sayısının 70 ‘i bulması dar rotasyonlu Arjantin’e karşı tempoyu hızlandırıp geri döünşlerde rakibe probleme yaşatmak içindi. Özellikle sağ ve soldan hızlı hücuma koşan Jasaitis gibi isimlerin boş kalması Arjantin’in sonunu hazırladı. Ancak burda Litvanya’nın savunmada Scola’yı çok iyi zamanlı yardımlarla durdurup pas açısını kapaması ve bu savunma kaynaklı şekillenen hücumunda büyük payı var. Oberto’nun bu maçta Scola’nın üzerinden yükü alacağını düşünüyordum. Çünkü Oberto’nun da ilerlemiş yaşına rağmen en az Scola kadar sırtı dönük skor opsiyonu vardı. Arjantin pota altı bu şekilde sorun yaşayınca iş dış adamlara kaldı. Prignioni’den çok Delfino’nun bu konuda insiyatif almasına rağmen onunda pas konusunda doğru zamanı seçemeyip sorun yaşaması Arjantin’i tam anlamıyla tıkadı. Çünkü geri kalan rotasyonda Litvanya Pocius ve Maciulis gibi oyuncularla çabukluk ve atletiklik açısından ağır basıyordu ve bu şekilde içeri penetre sonrasında uzuna ya da dışa çıkarılacak paslar sonrası savunma dengesini bozacak hiç bir pozisyon bulamadılar.

Tüm bunlara ek olarak çok yorucu bir maçtan sonra takımların beklenmedik farklar yemesi normal karşılanabilir zira Almanya’da iki uzatma sonrası kazandığı Sırbistan maçından sonra tam anlamıyla dağılmıştı. Dar rotasyon bu sonucun ana nedenlerinden biridir.

oyun oyna facebook video film izle sex ateşli sevişme sahneleri travesti video haberi jigolo youtube video sevişme bedava film izle